30 Temmuz 2009 Perşembe

"Allah kimseye Behlül gibi birini vermesin"

Behlül'ün nişanlısı hiçbir erkek için ölüp bitmeyeceğini söyledi

Aşk-ı Memnu dizisinin talihsiz gelini olarak dikkat çeken Eda Özerkan, aynı zamanda başarılı bir manken. Dizide Behlül’ün (Kıvanç Tatlıtuğ) nişanlısını canlandıran güzel oyuncu, oynadığı karakterin aksine bir erkek için ölüp bitmeyeceğini söylüyor.

Küçükken ne olmak isterdiniz?

Oyunculuk yapmak küçükken aklımın ucundan bile geçmezdi. Grafiker olmak istiyordum; daha sonra da zaten eğitimini aldım. Grafikerlik benim için altın bir bilezik.

Bu işe ilk nasıl başladınız?

Ailem bana bir gün mankenlik yapmak isteyip istemediğimi sordu ve beni Erberk Ajans’a kaydettirmeyi önerdiler. Ben de kabul ettim. Erberk Ajans’ta modellik kursuna gitmeye başladım. O zamanlar babam kalp rahatsızlığı geçirdiği için hastanede kalıyordu. Annem, babamın yanına gidiyor, oradan beni kursa götürüyordu. 7 yıl boyunca Erberk Ajans’ta mankenlik yaptım. Bu konuda en büyük desteği ailemden aldım. Oyunculuğa ise 2006 yılında Girdap isimli sinema filmiyle başladım. Ayla Algan’dan ders aldım ve çeşitli eğitimlere katıldım. 7 yıl boyunca yaptığım mankenliği hiçbir zaman basamak olarak kullanmadım ve keyifle bu işi yaptım; hâlâ da yapıyorum, ama oyunculuk benim için çok başka bir yerde.

Amcasının karısına aşık bir adam istemem

Aşkı Memnu’yla buluşmanız nasıl oldu?

Arkadaşlarım bana “Eda ne zaman yeni projelere başlayacaksın?” derdi. Ben de yeni sezonda romandan uyarlanan bir dizide rol alacağımı hissettiğimi söylerdim. Birkaç kez bu tarz konuşmalar geçti arkadaş sohbetlerinde. Yine onlardan birinde ajansımın sahibi Aslı İslamoğlu’ndan telefon geldi ve Aşk-ı Memnu yapımcılarının yanında olduğunu ve benimle görüşmek istediklerini söyledi. Bu benim için çok enteresan ve unutulmaz bir hikâye oldu.

Dizide canlandırdığınız Elif karakteriyle aranızda benzerlik var mı?

Hayır, aramızdaki fark çok büyük. Elif çok saf bir kız; her şeye zaafı var, özellikle Behlül’e. Onu her durumda affedebiliyor. Kendi içinde inişleri çıkışları, asla affetmem şeklinde konuşmaları olsa da Behlül geldiği zaman git diyemiyor. Ben Behlül gibi biriyle yapamam. Sevgilimin beni aldattığını bile bile hiçbir şey olmamış gibi davranamam; bu biraz körlük gibi geliyor bana. Allah kimsenin başına Behlül gibi birini vermesin.

Gerçek hayatta başınıza Behlül ve Bihter’inki gibi bir yasak aşk gelirse ne yaparsınız?

Allah korusun. Düşünsenize amcasının eşine aşık olan bir adam. O durumu yaşamadan bir şey söylemek çok zor, ama öyle bir şey olsa çok kötü bir durum olurdu.

Dizi çekimlerinde sizi en çok zorlayan sahne ne oldu?

Behlül’le Elif’in kavga sahnelerinde zorlanıyorum. Eşyalar havada uçuşuyor çünkü biz kavga ederken. Bir de Kıvanç’la yakın plan bir öpüşme sahnemiz vardı; o da beni çok zorlamıştı. Karşındaki insanın da profesyonel olması çok önemli bu meslekte. Kıvanç çok profesyonel olduğu için kendimi şanslı buluyorum.

Yolda, “Behlül’e yüz verme” diyorlar

İnsanların size karşı tepkisi nasıl?

Yolda gördüklerinde “Behlül’e o kadar yüz verme; bak seni ne kadar üzüyor” diyorlar. Ya da Hilmi karakteri için “O adam evli uzak dur, Bihter gibi olma sen de” gibi yorumlar yapıyorlar. İzleyiciler için mağdur bir karakter olduğumdan beni çok seviyorlar. Bu duruma çok seviniyorum. Biz işimizi çok iyi yapıyoruz ki bu denli inandırıcı olabiliyoruz.

Set ortamınızdan memnun musunuz?

Çok eğlenceli bir ekip oluşturduk biz. Dizi tatile girdi, ama biz sık sık telefonlaşırız, hâl hatır sorarız. Herkes birbirine çok saygılı. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum, ama Nebahat Çehre’yle daha farklı bir bağımız var. Çok özel bir kadın, boşuna Nebahat Çehre olmamış yani. Selçuk Yöntem’le ise ilk sinema filmim olan Girdap’ta beraber rol almıştık ve tesadüfe bakın ki ilk dizimde de yine onunla beraberiz. O benim için büyük bir şans.

Aileniz diziyi izlerken ne gibi tepkiler veriyor?

Onlar hiç kaçırmadan, beğenerek izliyorlar diziyi. Zaman zaman beni de eleştiriyorlar. Arkadaşlarıma bile “Diziyi takip edin” derim. Tepkilerini merak ediyorum çünkü. Ben de hiç kaçırmadan takip ediyorum dizimi; hatalarımı görmeye çalışıyorum. Perşembe günü bütün programlarımı iptal ediyorum.

Tiyatro izlemek, oynamaktan keyifli

Sınırlarınız var mıdır?

Oyuncu olduğum için öpüşmem, sevişmem gibi kurallarım yok. Senaryoya ve sırf sahne renklensin diye yapılmadığına inanırsam rolümün gerektirdiğini dozunda yaparım.

Tiyatroda oynmak her oyuncunun hayalidir. Siz de ister misiniz tiyatroda rol almayı?

Tiyatroda hiç oynamadım, ama izlemeyi çok severim. Benim için tiyatro izlemek oynamaktan daha keyifli. Ama modellik yapmasaydım tiyatroyu düşünebilirdim. Ben kendimi sinema ve televizyonda görmeyi tercih ediyorum.

Hangi oyuncuları beğeniyorsunuz?

Türkiye’de Haluk Bilginer, Erkan Can ve Şener Şen’i çok beğeniyorum. En büyük hayalim Şener Şen’le oynamak diyebilirim. Richard Gere, Tom Hanks ve Al Pacino da dünya çapında oyunculuğunu beğendiklerim arasında.

Gereğinden fazla iyi niyetliyim

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Dışarıdan bakıldığında çok soğuk, ukala olduğumu söylerler, ama aksine sempatik ve sıcakkanlıyımdır. Oldukça pozitif düşünürüm ve iyi niyetliyimdir. Hatta bazen gereğinden fazla iyi niyetli olduğumu düşünüyorum.

Fiziksel olarak hoşunuza gitmeyen bir yeriniz var mı?

Göz önünde bir iş yaptığımız için çok dikkat ediyorum bu tarz şeylere. Burnum estetik ama başka bir meslekle uğraşsaydım böyle bir şeye gerek duymazdım. Gözlerimi çok beğenirim, ama ayaklarımı hiç beğenmem. Kendimle barışık biriyim ayaklarımı kendime dert edip takılmam, aksine açık sandaletler giyerim.

Galatasaray’a laf söyletmem

Spor yapar mısınız?

Sahilde bisiklete binmeyi çok severim. Yüzerim, spor salonuna giderim, yamaç paraşütü gibi tehlikeli sporları da çok severim. Çünkü adrenalinden çok hoşlanan bir yapım var. Yapılmayacak ne varsa yapmak istiyorum.

Futbol ilginizi çekiyor mu?

Pek değil, ama Galatasaraylı’yım. Ailece Galatasaray’lıyız. Takımıma laf söylettirmem, ama fazla da takip etmem. Erkek arkadaşım farklı bir takımı tutarsa da Galatasaray’dan vazgeçmem.

Öpüşme sahnelerimi sevgilim kıskanıyor

Nasıl erkekler ilginizi çeker?

Kesinlikle zeki olmalı. Aptal insana tahammülüm yok. Başarılı, kendine güvenen, karakteri sağlam erkeklerden hoşlanıyorum. Dış görünüş benim için ikinci planda kalıyor. Önemli olan anlaşmak, aynı şeylerden keyif almak.

Hayatınızdaki erkek için fedakarlık yapar mısınız?

Sevgi zaten fedakarlık gerektirir. Ne yapılması gerekiyorsa sevdiğim adam için yaparım. Ama onun için ölürüm biterim gibi durumlar pek bana göre değil.

Birlikte olduğunuz biri var mı?

Evet, ilk aşkımla birlikteyim. Erkek arkadaşım çok karizmatik ve başarılı biri. İki tarafın da birbirine güvendiği, saygı duyduğu, uzun süreli bir birliktelik bizimkisi.

Dizideki öpüşme sahneleriniz hakkında ne düşünüyor?

Ufak tefek kıskançlıklar oluyor, ama biz kendi aramızda konuşarak aşabiliyoruz bu tarz şeyleri. Sonuçta kız arkadaşın rol gereği de olsa başka bir adamla öpüşüyor. Tabii ki hoşuna gitmez, ama mantıklı bir şekilde oturup konuştuğumuzda yapılan kıskançlığın anlamsız olduğunu o da kabul ediyor. Aynı şey benim içinde geçerli; ben de çok kıskanç biriyim.

GECCE.COM

Denizin üzerinde Yürüyenler!


Muğla'nın Marmaris ilçesi Orhaniye köyünde bulunan Kız kumu görenleri hayrete düşürüyor. 600 metre boyunda kırmızı kumdan oluşan oluşumun üzerinde yürünebiliyor.

Muğla'nın Marmaris ilçesi Orhaniye köyünde bulunan Kız kumu görenleri hayrete düşürüyor. 600 metre boyunda kırmızı kumdan oluşan oluşumun üzerinde yürünebiliyor. Kız kumunun üzerinde yürüyen insanlar uzaktan bakıldığında su üzerinde yürüyormuş gibi gözüküyor.

Muhteşem güzellikteki koyda bulunan Kız kumunun ilginç bir efsanesi olduğu belirtiliyor.

Efsaneye göre, çok eski zamanlarda bölgenin kralının kızı fakir bir balıkçıyla tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Ancak, birbirlerini çok seven gençlerin evlenmesine kral karşı çıkar. Kralın karşı çıkmasına rağmen genç sevgililer gizli gizli buluşmaya başlar. Zamanla durumu fark eden kral askerlere kızını takip ettirir.

Askerlerde krala neler gördüklerini anlatır. Balıkçı gencin denizden gelerek kralın kızını kumsalda bekleyip ışıkla işaret verip buluştuklarını öğrenen kral duruma sinirlenerek emirlerine karşı gelen kızı bile olsa affetmez. Bir gece kızını yakalatan kral askerlerine ışıkla işaret vermesini söyler. Işığı gören genç balıkçı bir manga askerin içine doğru koşar.

Kralın kızı ise askerlerin elinden kaçarak sevgilisini kurtarmaya çalışır. Ancak, koyun diğer tarafına gitmesi imkansızdır. Fakat genç kız aşkı için kendini denize atar. İşte tam o sırada harikulade bir olay gerçekleşir. Kızın adım attığı her yer kuma dönüşür. Kızın peşinden koşan askerler ise suya gömülür kız kayığa kadar koşar ve sevgilisine sarılır. Ancak, okçulardan biri yayını gererek oku fırlatır ok kıza saplanmıştır. Kızdan akan kan denizi kırmızıya boyar. Genç balıkçı ise kızı alarak sandalıyla uzaklaşır ve bir daha kimse onları görmez. O günden sonra koy Kız kumu olarak adlandırılır.

Antalya'dan Marmaris'e tatile gelen ve Kız kumunu tesadüfen gören Gökhan Yazar, bölgenin Antalya'dan daha yeşil olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Çok enteresan bir yer. Kız kumu insanda denizin üzerinde yürüyormuş hissini bırakıyor. Buraya eşim ve çocuğumla beraber geldim. İlk defa burada bulunuyorum. Önce Selimiye'ye gittim dönerken bu muhteşem manzarayla karşılaştım. Bu bölge gerçekten çok güzel. Muhteşem bir doğası var." Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken Kız kumunu günde ortalama üç bin kişi ziyaret ediyor.

Dovisiozo'dan ilk zafer!

Motor sporlarında yaşanan birçok olayın damgasını vurduğu hafta sonunda Britanya Grand Prixi'ni kazanan; MotoGP kariyerinde ilk kez podyuma çıkan Andrea Dovisiozo oldu. Colin Edwards ve Randy De Puniet'nin podyumu tamamladığı enteresan yarışta Valentino Rossi düşmesine rağmen 5. olmayı başardı.

2009 Sezonu'nun 10. ayağı olan 30 turluk Britanya Grand Prixi'ne hava şartları ve taktiksel hamleler damgasını vurdu.

1987'den beri motosiklet yarışlarına ev sahipliği yapan, MotoGP takvimine vedaya hazırlanan ve gelecek sezondan itibaren Formula1 pilotlarını konuk edecek Donington Park muhteşem bir heyecana sahne oldu.

Lider gittiği 7. turda frenajda hata yapan ve kayarak düşen Jorge Lorenzo yarış dışı kaldı. Ducati Marlboro pilotları Casey Stoner ve Nicky Hayden'ın lastik seçimleri sebebiyle geriye düştüğü yarışta Fiat Yamaha bu gelişmenin ardından markalar klasmanında önemli bir avantajı yakalama fırsatını tepmiş oldu.

Bitime 11 tur kala şanssızlık yaşayan isimler arasına Valentino Rossi de eklendi. İtalyan sürücü lider gittiği yarışta düşerek 11. sıraya kadar geriledi. Bu gelişmenin ardından Honda HRC pilotu Andrea Dovisiozo açık farkla liderliği devraldı.

Son 3 yarışta finiş göremeyen Andrea Dovisiozo Britanya'da damalı bayrağı ilk sırada görerek MotoGP kariyerinin ilk podyumunu ve yarış zaferini elde etmiş oldu.

Britanya'da podyumu tamamlayanlarsa son virajda ikinciliği alan Yamaha Tech3 pilotu Colin Edwards ve Honda LCR sürücüsü Randy De Puniet oldu.

1 Andrea Dovizioso
2 Colin Edwards
3 Randy De Puniet
4 Alex De Angelis
5 Valentino Rossi
6 James Toseland
7 Marco Melandri
8 Niccolo Canepa
9 Daniel Pedrosa
10 Mika Kallio
11 Loris Capirossi
12 Gabor Talmacsi
13 Chris Vermeulen
14 Nicky Hayden
15 Casey Stoner
16 Jorge Lorenzo
17 Antonio Elias

Cilo Sat Dağlarındaki Buzullarda 'allah' Lafzı


Hakkari'de 4 bin 136 metre yüksekliğindeki Cilo dağlarındaki buzulların üzerindeki ''Allah'' lafzı dikkat çekiyor.

Hakkari'de 4 bin 136 metre yüksekliğindeki Cilo dağlarındaki buzulların üzerindeki ''Allah'' lafzı dikkat çekiyor.

Van'a 60 kilometre uzaklıkta olan tarihi Hoşap Kalesi'nde Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları sırasında kazı ekibi ile Hakkari'nin Cilo dağındaki buzullara düzenlenen tura katıldı. Buzul dağlarındaki gezileri esnasında gördükleri manzaradan etkilendiklerini ifade eden Yrd Doç. Dr. Mehmet Top, yaklaşık 2 saat yürüyerek Cilo dağındaki buzullara ulaştıklarını belirtti. Top, buzullardaki Cehennem Vadisi olarak bilinen yerde enteresan bir görüntüyle karşılaştıklarını ifade ederek, ''Buzullara ulaştığımız zaman kendiliğinden oluşmuş kar tabakasının üzerinde ''Allah'' lafzıyla karşılaştık. Bu bize çok enteresan geldi. 3 aylara girilen dönemde bir mucizeye tanık olduk. Daha önceleri de bununla ilgili bir koyunun sırtında, bir ağaçta bu şekilde Allah lafızlarıyla karşılaşıldı. Burada buzullar üzerinde kendiliğinden oluşmuş bir Allah lafzı var. Görüntüleme şansımız oldu çok mutlu oldum'' şeklinde konuştu.

30 Ekim 2007 Salı

En Zengin 'Meftağlar'


Rock'nroll kralı Ekim 2006 ve Ekim 2007 arasında 49 milyon Amerikan doları kazanarak bu yılın forbes.com'un 'en zengin ölü şöhretler' listesinde birinci sıraya yerleşti.

Geçen yıl Elvis'i yerinden ederek bir numaraya yerleşmeyi başaran Nirvana solisti Kurt Cobain, bu yıl listeye giremedi. Elvis ise listede ilk olarak göründüğü (35 milyon dolarla) 2001 yılından bu yana, kazancını artırmayı sürdürdü. 2006 yılında bu rakam, 44 milyon Amerikan dolarına ulaştı. Bu yılki listenin ikinci sırasında, 44 milyon dolarlık geliriyle Beatles efsanesi John Lennon yer alırken, Snoopy'nin yaratıcısı Charles M. Schulz 35 milyon dolarla üçüncü sıraya yerleşti. Steve McQueen, 6 milyon dolarla bu yıl listede ilk kez yer alan isimlerden oldu. Geçen sene 25 Aralık'ta vefat eden James Brown da 5 milyon dolarlık geliriyle listede yer aldı. Ray Charles, Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J.R.R Tolkien ve Country yıldızı Johnny Cash bu yıl listeye girmeyi başaramadı. İşte forbes.com 2007 En Çok Kazanan Ölüler Listesi 1. Elvis Presley - 49 milyon dolar
2. John Lennon - 44 milyon dolar
3. Charles M. Schulz - 35 milyon dolar
4. George Harrison - 22 milyon dolar
5. Albert Einstein - 18 milyon dolar
6. Andy Warhol - 15 milyon dolar
7. Dr. Seuss (Theodor Geisel) - 13 milyon dolar
8. Tupac Shakur - 9 milyon dolar
9. Marilyn Monroe - 7 milyon dolar
10. Steve McQueen - 6 milyon dolar
11. James Brown - 5 milyon dolar
12. Bob Marley - 4 milyon dolar
13. James Dean - 3.5 milyon dolar

Uzay mekiğine ek kat çıktılar.


Discovery uzay mekiğine eklenen mekanda astronotlar daha rahat edecek
Discovery uzay mekiğinin iki astronotu, Uluslararası Uzay İstasyonu’na yeni bir mekan ekledi. Astronotlar yeni modülü uzun süreli kalışları için kullanacaklar.

Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilen Discovery ekibi ‘Harmony’ adlı ek modülün çalışmasını tamamladı. İstasyona 2001’den bu yana eklenen ilk yaşam ve çalışma sahası olan Harmony, İtalya’da üretildi.

Ek modül, Discovery mekiğinin 7 kişilik mürettebatındaki İtalyan astronot Paolo Nespoli liderliğinde monte edildi. Harmony sayesinde uzay istasyonuna 73,6 metre küplük yeni bir alan daha sağlandı.

Modülün içinde mürettebat için yatakhane, astronotların spor yapabilmeleri için bir koşu bandı, boşluğu ve mekiğin kenetlenmesi için yeni bir kapı buluyor. Ay ve ötesine gitme planları çerçevesinde Uluslararası Uzay İstasyonu’nu astronotların uzun süreli kalışları için kullanmayı amaçlayan NASA ve ortakları, istasyonun inşasını 2010’a dek tamamlamayı planlıyor.

3000 yılından sonra bölünecekmişiz!


BBC’ye geçen yıl yaptığı açıklamanın bir benzerini İngiliz televizyon kanalı Bravo’da tekrarlayan London School of Economics öğretim üyesi evrim teorisyeni Oliver Curry, insan ırkının gelecekte biri çekici, akıllı, yöneten elitler, diğeri de pek akıllı olmayan, çirkin cin benzeri yaratıklar olmak üzere ikiye ayrılacağını iddia etti.

3000 yıllarında fiziksel doruğuna ulaşacak insanoğlunun, boyunun 1m 83cm ile 2m 13cm arasında olacağını ve 120 yıl yaşayacağını söyleyen evrim teorisyenine göre, sağlık, gençlik ve doğurganlık gibi etkenlerle yönlenen fiziksel özellikler, kadın ve erkeğin birlikteliklerine egemen olacak, plastik cerrahi ve diğer vücut değiştirme teknikleri insanoğlunun görünüşünü homojenize edecek.

Curry, gelecekte erkeğin yüzünün simetrik hatlı, sesinin kalın ve cinsel organının daha büyük, kadınınsa düz saçlı, yumuşak tüysüz ciltli, büyük gözlü ve küçük göğüslü olacağını ileri sürerken, melezleştirme teknikleri sayesinde ciltleri kahverengine dönüşecek insanlar arasında ırksal farklılık da kalmayacağını düşünüyor.

Curry’nin senaryosuna göre, bin yıl içinde doruk noktasına ulaşacak ancak daha gerilemeye başlayacak insanoğlu, bundan 10 bin yıl sonra bağımlı olduğu teknoloji sayesinde tamamen farklı görünecek, tıp bağışıklık sistemini zayıflatacak ve insanların daha çocuk gibi görünmesine neden olacak.

Dr Curry, teorisi yorumlarken, 'Öyle görünüyor ki, gelecekte insanoğlunun hikayesi, iyi, kötü ve çirkin arasında geçecek' diye konuştu.

NTVMSNBC